Yaşanmamış acılar biliyorum. Yaşanmışlıklarımın yanında. Ne kadar önemli meğer aşk benim gibiler için. Her umuttan sonra çiğ yağar düşlerin üzerine bu aşkta, her mutluluğun sonunda hüzün vardır biliriz. Çünkü aşk acıyla yoğrulmuştur bizim gibilerde.
Kimimizin aşkı başkasıyla paylaşıyordur evini ve artık hayatını, kimimizin aşkı yanımızda olmak ister sırf daha çok sevildiği için, bi başkasında öyle büyük sevilemeyeceği için ama başkasının yanındadır yine...
Ve biz farklı da olsa yaşananlar, aşklar şekil değiştirmiş bile olsa iyi biliriz birbirimizi.
Çünkü değişik elbiseler giyse de üzerine aşk, aynıdır. Bir tanedir. Tek bir aşk vardır ve herkes başka bir elbise giydirir üzerine, bazen şımarıktır aşk belki asi… Dinlemez ve başka bir elbise giyer üzerine. Kiminde uzaklarda yalnızları oynar aşk, kiminde ise kalabalık yalnızları. Bende hangisi çözemedim daha.
Ve ben kendi aşkımı yazdığımı sandım yıllarca, oysa sendin yazdığım. Bende aşk, seni giymişti üzerine yıllarca. Hem de hiç çıkarmamacasına. Bazen başka ellere gitti onunla,
Başkalarının koynunda uyudu, elleri başka elleri tuttu benimkileri değil, onunla kulaç attı engin denizlerde. Kâh evli oldu o zaman, kâh ellerin yari. Ne fark eder ki? Benim değilsen sonuçta, yanımda değil de bi başkasıysa senin resmini giymiş aşkı yanında taşıyan,
O zaman ha aynı evi paylaşmışsın aynı yatağı, ha aynı ortamı paylaşıp eğlenmişsin ne fark eder ki?
İşte ben yaşanmamış acılar biliyorum yaşanmışların yanında. Ve başka elbiseler giymiş acı aşklar biliyorum sen daha birini bile öğrenememişken. İşte buydu belki de bizi bizden uzak kılan. Ben aşkın her halini bilirken sen’se hala ‘ yalın ’ halini öğrenmeye çalışıyordun bende.
Ve aşk kimini gençken olgun hissettiren, kimini ise çocuk kılandı çoğu zaman.
Ben hep çocuk kalmasını isteyenlerdendim aşkın. İşte bu yüzdendi hiç büyüyemeyen küçük kadın oluşum. Çünkü hayatın en masum halidir çocuklar. Saftır, tertemizdir, daha hiç yalan bilmezdir onlar, kirlenmemiştir aldatmacalarla, küçücük ve pislikle dolu şu dünyada, kocaman ve tertemiz toz pembe bir dünyaları vardır onların. İşte bu yüzden istedim aşkımız hep çocuk elbiseleri giysin üzerine. Hep temiz kalsın, çamurla dolu dünyada çamurdan çiçekler yapıp tertemiz geçsin istedim dikenli yollardan. İşte bu yüzdendi her mısrada çocukluğuma sığınışım. İstedim ki bu küçük kadının aşkı hep senin resmini giysin üzerine elbise diye. Buyüzdendi küçük kadın olarak kalışım.
YaDa Çok Sevdiğin İçinMi Ağır Gelir Vefasızlığı_??
Anladım ki çok farklı olabiliyormuş herkes, Olduğundan Farklı...
Yada çok çeşitli olabiliyormuş davranışlar. Güvendim derken yeniden, yeniden
kar yağabiliyormuş dağlara.
BenKi Babamın 'Küçük Kızı'...
Keşke çocuklar gibi masum kalabilseydim de tek kelime yetseydi beni kandırmaya.
Tek bir söz yetseydi de gerçekleri görmemi engelleseydi. 'Belki' der ya insan... İnanmak ister ya hani.
Aslında kimse kandıramaz kimseyi, sadece inanmak ister insan. Öyle olmadığına...
Gerçek daha fazla yakacağından canını, bazen inanır bir yalana. Kanmak istediği için kandırabilmişsinizdir onu. Oysa bir kemirgen gibi kemirir gerçek onun içini, kemirir de Susar!
İnanır taklidi yapar, tıpkı sizin söylediğiniz yalanın ardında masum rolu yaptığınız gibi.
Oysa ne siz masumsunuzdur, ne de o size kanmıştır.
Ne siz onu kandırabilecek kadar Zeki ve akıllı, ne de o sizin aldatabileceğiniz kadar aptaldır.
Sadece inanmak ister. İşte bu yüzdendir aldanışlar, kandırmacalar -kandırdım sanmalar-
çünkü bazen en iyisi değildir gerçekleri bilmek. '-Bana yalanlar söyle, beni sevmediğin gerçeğini kaldırabileceğimi sanmıyorum' demiş bir şair.Bazen gerçekleri hiç görmemek, herzaman daha iyidir. Bir kez düştümü gerçek kemirgeni insanın içine, kemirir durur içini fare-peynir misali..
O yüzden bazen gerçekler görmek istemeyeceklerimiz olabilir ve işt o zaman yalanlar gerçeklerden daha inandırıcı olabilir.
Ve Siz ! Farkına Varın !!!
Ne siz karşınızdakini aldatıp kandırabilecek kadar zekisiniz, ne de karşınızdaki sizin kandırabileceğiniz kadar aptal!
Sadece insana bazen bildiği gerçeklerin yalan olduğuna inanmak daha kolay gelir, ancak ozaman bir yalandan mutlu olur. Ve o yüzdendir bu 'yalan - gerçek' oyunu.!
Mutluluklar bana göre değil anla. Acıya hasret yaşayamaz ki yüreğim.
Alışkanlıklardan kolay geçilmez bilirsin. Ben hep incindim yokluğunda.
Hep kırıldım bana gelecek hayali sevgiliyi beklerken. Şimdi alışabilir mi mutluluklara?
Ben yanımda olduğunun hayalini kurmaktan başka hayal bilmem ki, yeni yeni hayaller kurabileyim.
Hadi durma; kır beni... Kır ki parçalansın cümleler kalemimde, dökülsün sayfalarıma.
Ben hiç mutlu olunca şiir yazmadım ki. Sahi ben hiç mutlu oldum mu ki? Hatırlamıyorum...
Her mutluluğun ardından hüzün gelir dolar yüreğimin odalarına, bilirim uzun sürmez bende mutluluklar. Her mısrasından hüzün akar benim şiirlerimin.
Her hecesi ayrılık... her harfi yokluğunu anlatır. Hep seni anlatır benim kelimelerim.
Nasıl anlatmasın ki? Ben seninle başlamamış mıydım yaşamaya?
‘Acı çekmeyi öğrendiğin kadardır hayat’ Ben seninle öğrenmemiş miydim acıyı da, acıya katlanmayı da? Yokluğun acıyı, geleceğinin hayalini kurmak ise yoklunun verdiği acıya katlanmayı öğretmişti bana. O yüzden her cümlesi seni anlatır kalemimin.
Öylesine katmışım ki seni bana. Öyle bir olmuşuz ki seninle ben, başkalarına;
-zaten Serçe, ‘Yalan Gerçeğim’ diyerek konuşmaya başladı diyecek kadar bir bütün etmişim seni ben ile.
Yokluğunda büyüyen bu aşk, varlığınla gelişebilir mi ki?
Yokluğunda acı ekmeği, hüzün suyu olan bu yürek varlığındaki umut ve mutluluğu taşıyabilir mi benliğinde.
Alışkın değil yüreğim böylesi hüzünsüz çarpmaya.
Yokluğunda hüzünlerden umut yapmayı öğrendi bu çocuk. Kağıttan gemiler yapıp yüzdüren küçük çocuklar gibi. Ama erirdi kağıt, batardı gemi.
Şimdi her mutluluktan sonra acı geleceğine inanır kalbim, ne kadar istese de olamaz işte mutlu. Çünkü öyle acıttı ki canımı yokluğun; şimdi tekrar kavuşulacak ayrılıklarda bile hüzünlere boğuluyor yüreğim.
Hadi durma; kır beni... İncit yüreğimi.
Alışkın değil ki kalbim yanında umut saçan sana.
Kır ki parçalansın cümleler, parçalansın da dökülsün kalemimden.
25/4/2008 - Öyle YakıyorKi Canımı Kalbinin Kapılarını BiBaşkasının Araladığının Düşüncesi! Gittiği Her Yerde Kandan Bir İz Bırakıyor Şimdi Yüreğim... Her Öpüşlerim Kan Damlatır Dudaklarına Farkında DeğilMisin???
'Bırak Git' Dediğimde, Anla; 'Beni Sakın Bırakma' Dediğimi Ve Hep Böyle Yanımda Kal İnadına...
Çünkü ben;Bir seni sevmeyi bildim hep. sen yaşam bulduğum, yaşamayı başarabildiğim yerdin hep.